7.12.14

Kütüb-i Sitte'den Ticaret ve Alışveriş Hakkında Seçilmiş 40 Hadis (Kartelalar - 36)

Resulullah (s.a.v) faiz alana, verene, faiz muamelesini yazı ile tesbit edene ve şahitlik yapanlara lanet etti ve "Bunlar günahta eşittir" buyurdu.

Öyle bir zaman gelecek ki, kişi eline geçen malın, helalden mi haramdan mı geldiğine aldırış etmeyecektir.

Ey tüccar topluluğu, şeytan ve günah satışta beraber bulunurlar. Öyle ise siz de alış verişe sadaka ve zekat karıştırarak onlardan korunmaya çalışınız.

Dürüst ve güvenilir tüccar, Ahirette peygamberler, sıddıkler ve şehidlerle beraber olacaktır.

Cenabı-ı Hak hiçbir peygamber göndermemiştir ki, çobanlık yapmamış olsun.

Resulullah (s.a.v), şarap konusunda on kişiye lanet etti: Şarap yapmak için üzüm sıkana, sıktırana, içene, taşıyana, kendisine getirilene, dağıtana, satana, parasını yiyene, satın alana, kendisi için şarap satın alınana."

Resulullah (s.a.v) ölçü ve tartı ile meşgul olanlara şöyle buyurdu : "Siz öyle önemli iki işle meşgul oluyorsunuz ki, sizden önce gelen milletler bunlara riayet etmemek yüzünden helak olmuşlardır."

Bir zat Resulullah (s.a.v)'in yanına gelerek daima aldatıldığını söyledi. Resulullah (s.a.v)'de cevaben, "Sen de alışveriş esnasında 'Dinde aldatma yoktur' de buyurdu."

İnsanlar, "Ey Allahın Resulü, fiyatlar yükseldi. Şu halde sen fiyatları donduruver" dediler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) şöyle cevap verdi: "Fiyatları tespit eden, darlık ve bolluk veren, rızıklandıran yalnız Allah'tır. Ve ben, içinizden hiçbir kimsenin ne mal, ne de kan bakımından benim tarafımdan bir haksızlığa uğramamış olarak Rabbime kavuşmayı arzu ederim."

Allah şöyle buyurdu: 'İki ortaktan biri diğerine ihanet etmediği müddetçe, onlardan üçüncüsü Benim (Rahmetimle aralarında bulunurum.) Ancak biri diğerine ihanet ettiği zaman aralarından çıkarım.'

Resulullah (s.a.v), alıcı olmadığı halde fiyat teklif edip piyasa kızıştırmayı yasakladı.

Kim bir Müslümanın malını ele geçirmek maksadıyla, bilerek yalan yere yemin ederse, Allah'ın gazabına uğramış olarak Onun huzuruna varır.

Kim haksız olarak bir araziye el koyarsa, Mahşer meydanına bu el koyduğu araziyi sırtında taşıyarak gelmeye de zorlanır.

Mescidde bir şey satan veya satın alan birisini gördüğünüz zaman, 'Allah ticaretine hayır getirmesin' deyin ve kaybettiğini mescid içinde soruşturan kimse gördüğünüz vakit, 'Allah onu sana buldurmasın!' deyin.

Allah birinize bir cihetten rızık gönderiyorsa, o yolla geçimini temin etmekte zorlanmadıkça orasını terk etmesin.

Malını satışa sunan bol rızka mazhar olur; halkın ihtiyaç maddelerinde ihtikâr, stokçuluk yapan da Allah'ın rahmetinden uzak kalır.

Kusurunu söylemeden bir malı satan kimse daima Allah'ın gazabı altındadır ve melekler o adamın, Allah'ın rahmetinden uzak kalmasını dilerler.

Hiçbir şehirli köylü hesabına malını satmasın. İnsanları alışverişte kendi hallerine bırakınız. Allah onların bir kısmını diğer bir kısmı vasıtasıyla rızıklandırır.

Günahkar ve isyankar kimseden başkası ihtikâr, stokçuluk yapmaz.

Resulullah (s.a.v) ücretini belirtmeden işçi tutup çalıştırmayı yasakladı.

Helal olan şeyler bellidir, haram olan şeyler de bellidir. Bu ikisinin arasında halkın bir çoğunun helal mi haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır. Şüpheli işlerden sakınanlar dinlerini ve ırzlarını korumuş olurlar. Şüpheli şeylerden sakınmayanlar ise zamanla harama dalıp giderler. Aynen sürüsünü başkasına ait bir arazinin etrafında otlatan çoban gibi ki, onların o araziye girme tehlikesi vardır. Dikkat edin! Her hükümdarın girilmesi yasaklanmış bir arazisi vardır. Unutmayın Allah’ın yasak arazisi de haram kıldığı şeylerdir. Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası “kalb”dir.

Bir kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemeği asla yememiştir. Dâvud (a.s.)'da kendi kazancından yerdi.

Birşey sattığında, satın aldığında ve alacağını istediğinde, kolaylık gösteren kula Allah merhamet etsin.

Yiyeceklerinizi alıp satarken ölçünüz ki, sizin için bereketli olsun.

Resulullah (s.a.v), "Ya Rabbi, ümmetimin sabah erken saatlerde yaptıkları işleri mübarek ve bereketli kıl" diye dua ederdi. Peygamberimiz müfreze olsun ordu olsun, bir yere asker sevk edeceği zaman sabahın erken saatlerinde gönderirdi. (Bu hadis-i şerifi rivayet eden sahabî)Sahr ticaretle meşguldü. Bir yere ticaret malı göndereceği zaman, günün erken saatlerinde gönderirdi. Bu yüzden malı çoğaldı ve çok zengin oldu.

Her kim darda kalan borçluya mühlet verir veya alacağından vazgeçerse Allah Kıyamet Gününde o kimseyi Arşının gölgesinden başka gölgenin olmadığı o günde gölgelendirecektir.

Kim sattığı malı geri getiren müşterisinden kabul ederse Allah da Kıyamet Gününde onun günahlarını affeder.

Alışverişte çok yemin etmekten sakının, çünkü yemin malı sattırsa da, sonra bereketini yok eder.

Resulullah (s.a.v) Veda Haccı Hutbesinde şöyle buyurmuştur : "Emanet olarak alınan şeyler iade edilmeli, asıl borçlu ödeyemediği halde kefil borcu ödemeli ve borç da ödenmelidir."

Mal sahibinin talimatı üzerine gönül hoşluğu ile vazifesini yapan kasa görevlisi, kendi malından sadaka veren kimse gibidir.

Bir şey satın almak istediğin zaman, doğrudan arzuladığın fiyatı teklif et. Sana ister verilsin ister verilmesin.

Yemin ederim ki, bir kimsenin arazisini ekip biçmek üzere kardeşine emaneten vermesi, o arazi karşılığında belirli bir ücret almasından daha hayırlıdır.

Kim dualarının kabul edilmesini ve sıkıntılarının giderilmesini isterse zor durumda olan birisini sevindirsin.

Hiçbir topluluk yoktur ki aralarında faiz yaygınlaşsın da fakirliğe maruz kalmasınlar. Ve yine hiçbir topluluk yoktur ki, aralarında rüşvet yaygınlaşsın da korkuya maruz kalmasınlar.

Kim kırk gün gıda maddesi stoku yaparsa, Allahü Teala (rahmetiyle) ondan, o da Allah'tan uzak olur.

Borçlu olarak vefat eden kimsenin ahirette bunu dinar veya dirhem olarak ödemesi mümkün değildir. Ancak kendi sevaplarını borçluya vermekle, o da yoksa alacaklının günahlarını yüklenmekle öder.

Allah'ın yasak ettiği büyük günahlardan sonra Allah nezdinde en büyük günah, bir kimsenin ödeyecek ölçüde mal bırakmadan borçlu olarak Allah'ın huzuruna varmasıdır.

Varlıklı birisinin, borcunu ödemeyip uzatması zulümdür.


Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, borçlu birisi Allah yolunda şehid olsa, sonra dirilip tekrar şehid olsa, daha sonra dirilip yine şehid olsa, borcu ödenmedikçe Cennete giremez.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...