23.2.13

Laikliğin Tanımı

Laiklik, son yüzyılın Anadolu'sunda üzerine en çok tartışılan konu.

Laiklik,  en çok can yakan, canlar alan, ocaklar söndüren, alimler sallandıran konu.

Laiklik, uğruna darbeler yapılan, hayatlar karartan konu.

Yahu nedir bu laikliğin tanımı? Yenilir mi içilir mi desek ortada bir mütabakat dahi yok. Daha tanımında dahi ortak bir yaklaşım, bir uzlaşı sağlanamamış.

Kavramlar tanımlanmadan yapılan tartışmalar boş ve fuzulidir. Sonuç vermez. Zarar verir.

Ordinaryüs Anayasa Profesörü Ali Fuat Başgil laikliği "Laiklik, dinin devlete, devletin dine karışmaması, müdahale etmemesi demektir." şeklinde tanımlıyor.

Laiklik bahanesiyle milletimize zulmediliyor. Halbuki yapılan uygulamalarla laikliğin ilgisi alakası yok. Örneğin bir memure hanım dininin en temel ve masum bir gereği olan tesettür gereğini yerine getirerek işine gidemiyor. Bu uygulamayı da laiklik ile temellendiriyorlar. Bunun laiklikle ne ilgisi var. Bireysel olarak dinin masumane bir gereğini yapmak devletin karışmaması gereken bir mevzudur en nihayetinde. Devletin vatandaşının kılığına kıyafetine konuşmasına saçına başına karıştığı rejimler dünyada totaliter diktatörlük rejimleridir. Kılıkla kıyafetle çağdaşlık olmaz, çağdaşlık fenle teknolojiyle olur. İlmin bilim koluyla olur. Asıl gericilik, asıl taassup, asıl yobazlık kılık kıyafete karışmaktır, çağdaşlığı kılık kıyafet peşinde aramaktır. Hayır, çağdaşlık ve medeniyet bedenin dışında kalan kıyafette değil, kafanın içinde kalan ilimde ve fikirde aranmalıdır.

Laiklik kavramı bizce anayasada yer almamalı, bu iş millete bırakılmalı. Ancak laiklik illaki anayasada yer alacaksa doğru bir şekilde tanımı yapılarak yer almalı kanaatindeyiz, çünkü tanımının yapılmamış olması bir takım zulüm ve baskılara gerekçe ve bahane olmaktadır. Tanımı yapılırsa laikliğin istismarı ile millete zulmedilmesinin önemli ölçüde engellenebileceği kanaatindeyiz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...