27.11.12

Mühendislik Dersi ve Geri Kalmışlığımızın Bazı Nedenleri



8. dakikadan sonrasını izlerseniz, devrim arabalarının mühendisinden tam bir mühendislik dersi. 

8. dakikadan sonrası için tüm kalbimizle söylüyoruz ki adam doğru söylüyor, duygularımıza tercüman oluyor. Bunları yaşamayan belki bilmez, tecrübe etmeyenin belki bu derece inanması zordur. Bunun ızdırabını da içinde belki bu denli derin hissetmez-hissedemez. Ama tüm samimiyetimle söylüyorum ki adam %100 haklı. Bunlar boş laflar değil. Youtube'da boş boş küfürlü yorum yapanların yorumları da değil, yabana atmayınız.

Bu konu senelerdir vicdanımızı sızlatan, ahlar çektiren, kafamızı duvarlara vurduracak kadar başımıza ağrılar sokan bir konudur. Çok çok önemli bir meseledir.

İlk Yerli Üretim Yolcu Uçağımız
İlk bölümde Gümüş motorla alakalı kısma katılmadığımı, o girişimin de 56 senesi ve sonraki seneler için çok önemli bir girişim olduğunu ayrıca belirtmek isterim. O kısımları bu bilinçle izlemekte fayda var. Allah hocalarımızdan razı olsun. Dikkat edin, araştırın, bu motor çok kaliteli bir motordur, 60 senedir fiilen çalışan örnekleri mevcuttur. Çok sağlam ve kalitelidir. Kesinlikle yabana atılmamalı. Bu motordan 600 bin tane üretilmiştir, 150 bini ihraç edilmiştir, %98'i de hala çalışmaktadır. Böyle bir motordan bahsediyoruz. Fabrikası malesef 65 sene sonra kapanmıştır ancak bu motorun Türk sanayisindeki yeri çok çok önemlidir. 8 beygirden 80 beygire kadar farklı modelleri vardır. Videoda eksik bilgi ile konuşulmaktadır. Bunu da not düşelim.


Yerli Üretim Bir Uçak
Ayrıca Türk Havacılık Sanayi için de Nuri Demirağ ismini araştırmanızı önemle tavsiye ederim. Türkiye'de sanayinin önünü hangi zihniyetin kestiğini, anlamamızda önemli bir giriştir. Daha sonra da tarihi sırasıyla araba distrübütörü Cumhuriyet zenginlerimizin çıkarcı yaklaşımları ile askeri ihaleleri yurtdışına verme sevdalısı bol yıldızlıları inceleyebilirsiniz. Uzun uzun yazılsa "Türk Sanayisinde Geri Kalmışlığın Tarihçesi" isimli iki ciltlik kitap olur. (Bir cildi de Osmanlı dönemine mahsus)

Uçak Fabrikamızdan Bir Kesit
Özgüven eksikliğinin kaynağı ne peki? Nacizane düşüncemiz, bunun kaynağı Cumhuriyet dönemindeki Osmanlı'yı aşırı kötüleme, batının sanayisini de aşırı övme politikalarının bir sonucu oluşmuştur bu aşağılık komleksi. "Onlar dinsizlikleri ve ahlaksızlıkları sayesinde çok ilerledi, biz de güya dine diyanete bağlılığımızdan geri kaldık" mesajını vermek için bu politikalar uygulanmıştır. Biz kendimizi olduğumuzdan daha aşağıda, batıyı da olduğundan daha yukarıda tahayyül ettik, ya da ettirildik. Taa ilk okul sıralarında başlandı, bu resmi fikirler beynimize işlenmeye. İşte bir milletin 101 senesi böyle çalındı. (1909 ile 2010 arasını millet adına bir kayıp olarak görüyoruz. "Kayıp Yüzyıl") İşi komuta etmek olanlar devleti yönetti, bu zihniyet milletin bir yüzyılını boşa sallanan kürek misali haybeye hiç etti.

Yerli Üretim Devrim Otomobillerinden İkisi
Peki koca memlekette hiç mi kendine güvenip birşeyler başarabilen olmamış? Evet, kendine güvenenler olmuş, ama işi devlet yönetmek olmayan devlet yöneticileri tarafından engellenmişler, hatta aşağılık kompleksine kapılmadan birşeyler yapmış ve başarmış olmalarından dolayı cezalandırılmışlardır. Bakın:Hicaz Demiryolu Projesi, Bakın: Nuri Demirağ, Bakın: Devrim Arabaları, Bakın: Aselsan'da üretilen yerli cep telefonu(1919) ve belki de bilmediğimiz ve şu an aklımıza da gelmeyen daha yüzlerce örnek, belki binlerce örnek.

Şu başlığın altına iki satır yazarım yayınlarım diyordum ama, yine kör olası kanayan yaramız, gözümüzün önüne önüne, bebeğine bebeğine kanadı, kendimizi tutamadık.

Bu konu nereden geldiğini  ve nereye gideceğini bilen bir Türk evladı tarafından inşallah en kısa zamanda "Türk Sanayisinde Geri Kalmışlığın Tarihçesi" kitaplaştırılır da millet en azından biraz daha kendine gelir. Bakarsınız bir kıvılcım çakar ki o kıvılcımın yaktığı ateş tüm dünyayı aydınlatır. 

Bazı kitaplar piyasada var, bilim adamı kimlikleri ile ideolojilerinden biraz olsun sıyrılıp doğru tespitlerde bulunsalar da, kimliklerini ve sistemin onlara yüklediği misyonları da bütün bütün unutmadıkları ve doğruları da olduğu gibi yansıtmadıkları aşikardır. Bu sözlerin de yeri miydi şimdi denebilir, evet, çünkü biliyorum ki "böyle kitaplar zaten var" diyecek, kendisini bir şeyleri yalamış yutmuş, okumuş yazmış zannedenler çıkacaktır. Hatta bunların başucu kitaplarındandır bunlar, pipo tüttürürken ya da tüttürme özentisi içerisindeyken okurlar. İsmi lazım değil, bir iki kitap var böyle. Ama malesef içerikleri başta da dediğimiz gibi, ideolojik, ne şiş yansın ne kebap, bilim adamıyız ama sol yanımız da sağ gözümüze bir perdeleme yapmıyor değil edalarıyla yazılmış kitaplardır bunlar. Baktığın zaman "iyi niyetliydiler", "kendilerince çözüm getirdiler" safsataları ile millete kurdu kuzu göstermeye çalışırlar.

Bilemiyorum; millet fikri, manevi ve iktisadi hayatını böyle zorbaca çalanlara, bin bir parçaya ayıranlara, hallaç pamuğu gibi atanlara, atıp da kendileri rahat içinde sefa sürenlere hakkını helal edecek mi?




Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...