17.6.11

Düşünce Sıçramaları

Yazıda anlatılanları dört maddede sıralayacak olursak:
  • Trambolinler ile kitaplar. 
  • Kitaplar ile trambolinler. 
  • Trambolinler ile trambolinler
  • Kitaplar ile kitaplar.


Trambolin insanı zıplayabileceğinin de üzerine zıplatabiliyor. Bir frekans tutturuyorsun ve her defasında biraz daha yükseğe sıçrayabiliyorsun. Ancak trambolinler de boy boy, kimi daha sert, kimi daha hafif. Sert olanla daha yükseğe zıplayabilirsin ama yeterince güç uygulaman lazım. Hafif olanda ise kolayca zıplayabilmene rağmen çıkabileceğin yükseklik bellidir.

Problemimizi tanımlayalım; problem trambolin ile  mümkün olan en yüksek mertebeye çıkmak. 

Elimizdeki malzemelere göz atalım; elimizdeki malzeme yüzyıllar öncesinde mahir bir ustanın dükkanından çıkmış kusursuz bir trambolin, ki bu bizim eskimeyen, yıpranmayan, aksine zaman geçtikçe daha da gençleşen, daha da parlayan en nadide parçamız. Bu öyle bir trambolin ki üzerinde zıplayanın ağırlığı tüy kadar da olsa, dünya kadar da olsa trambolinden bir nasibi vardır. En nadide trambolinimizin yanında bir de bundan ilham alınarak yapılmış, asla nadide trambolinimiz gibi olamayacak, onun etkisini veremeyecek, ama güzel niyet ile lastiği gerdirilmiş, temiz kalpli ustalar tarafından zıplama niyeti olan insanlar için itinayla hazırlanmış, çeşit çeşit, boy boy, her birinde birkaç defa zıplayalım desek ömrümüzün yetmeyeceği kadar çok sayıda trambolin.

Fiziksel dünyada gözlemlediğimiz kısıtları da göz önünde bulundurarak öyle bir plan yapalım ki, yükseğe çıkma  hedefimize en güzel şekilde ulaşalım. Nedir o kısıtlar? En büyük kısıt ne kadar kuvvetli olursam olayım her zaman için kuvvetimin yetmediği trambolinlerin olması. Kuvvetimin yetmediği bir trambolinin lastiğini esnetemem ki beni yukarıya fırlatsın. Esneteyim desem o lastik bana; sudaki beton etkisi misali, beton olur. 

Hiçbir kısıtı olmayan, beni zıplatabileceği mesafenin bir üst limitinin (aciz bir insan olarak) bana göre bulunmadığı tek şey benim nadide ve eşsiz trambolinim. O halde bunu iyi kullanmalıyım. Şunu unutmayalım ki asıl amaç bu nadide trambolinde layıkıyla zıplamak, layıkıyla zıplayıp yükseklere ulaşmak.

Problemimizi şöyle çözebiliriz. İlk önce hafif tramboline çıkarız, bir müddet bunda zıplayarak hızımızı alırız ve ulaşabileceğimiz en yüksek noktaya ulaşmaya gayret ederiz. Bunda hızımızı aldığımızda, yeterince yükseldiğimize inandığımızda, hemen yandaki, bir zıplama mesafesindeki, bir mertebe daha sert olan tramboline yöneliriz. Bu sefe bunda başlarız zıplamaya. Doğrudan ikinci trambolinde zıplasaydık belki kendimizi ivmelendirmeye gücümüz yetmeyecekti. ama hızımızı alıp geldiğimizden fazla da bir sıkıntı yaşamadan zıplayabiliriz. Daha sonra ikinciden de daha sert bir üçüncüye ve üçüncüden de dördüncüye... Probleme getirdiğimiz sistemli çözüm ile mertebe mertebe, kademe kademe, sabırla ve kararında sarf edilen bir gayret ile son derece yüksek, belki de gözümüzün yetişemeyeceği noktalara zamanla ulaşmamızda bizim için hiçbir engel yok. 


Sıradan trambolinlerde kazandığımız ivme ile en nadide trambolinimize atlarsak; onunla yaşayacağımız yükselmeyi, erişeceğimiz noktaları siz düşünün..

(Not ibadetin az da olsa devamlı olanı ile yükselme.)

Kitaplar da trambolinler gibi, insanın bir miktar gayreti ile insanı düşünce dünyasında ve manevi dünyada yükseltebiliyorlar. Her kitabın yükseltmesi de, her trambolinin yükseltmesinin farklı olduğu gibi farklılıklar gösteriyor. Kimi kitap 2 derece yükseltiyorsa kimi kitap 15-20 derece yükseltiyor. Ama öyle bir kitap var ki, öyle nadide, öyle kusursuz ki, öyle mahir bir ustanın elinden çıkmış ki... Gayret edip üzerine çıkanı yükseltebileceği makamları, çıkabileceği yükseklikleri üzerine çıkanın kavrayabilmesi mümkün değil. İşte o kitap, işte o manevi trambolin: yüce Allah'ın kullarına verdiği en büyük lütuflardan olan, kitapların en büyüğü, en muhteşemi ve kusursuzu olan Kuran-ı Kerim'den başkası değil.

Bu manevi trambolin öyle bir trambolin ki üzerinde zıplayanın ağırlığı tüy kadar da olsa, dünya kadar da olsa trambolinden bir nasibi vardır. Gayret göstereni muhakkak yükseltir. Gayret sahibine muhakkak şeref kazandırır.

Kitaplardan da öyleleri vardır ki, insanlığa gönderilen son kitabın ışığında, onun hakikatlerinde kendini bulmuş ve hakikat yolunda yürümeyi gaye edinenler tarafından yazılmıştır. İşte bu kitaplar da bizim irili ufaklı diğer trambolinlerimiz gibidir. Her birinin malzemesi farklıdır, her birine uygulaman gereken kuvvet farklıdır, her birinden alacağın sonuç da farklıdır. Mesele bunları doğru sırada ve doğru amaç için kullanmaktır. Doğru sıralama; ilimde göreceli sığ olandan derine doğru olan sıralamadır. Doğru amaç da, içinde yanlışın bulunmadığı tek kitabın ve kainat kitabının hakkıyla anlaşılmaya çalışılması, o dipsiz kuyuda derinleşme amacıdır.

İnsan olarak şu dünya denen oyun parkına girmişsek ve bu parkta geçireceğimiz vaktimiz de az ise biz en iyisi parkta bizi oyalayan ve bize birşey kazandırmayacak olan oyuncakları bırakalım. Bizi yükseltecek olan, bize fayda sağlayacak olan trambolinlere yönelelim. Onları da öyle akıllı bir şekilde kullanalım, Allah'ın bize verdiği akıl ile öyle bir sistem kuralım ki, gözümüzün dahi erişemeyeceği yüksekliklere manevi şahsiyetimizle erişebilelim..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...