4.3.11

Neden Özgürlük?

Yeterince özgür müyüz?

Soruyorum bu soruyu. Ama önce kendime. Yeterince özgür müyüm? Peki ama nerede, bu soruyu neresi için soruyorum? Okul mu? Aile içinde mi? Sokakta mı? Her ortam ve zaman için "yeterince özgür müyüm?" sorusunun cevabı farklı.

O halde zamanı ve mekanı daraltarak bu soruyu cevaplayalım, yoksa bu sorunun cevabını vermek imkansız olur. İmkansız olur çünkü; siz neden ve sonuçlarıyla tezlerinizi ortaya koyarsınız, başka bir tezi ortaya koymaya çalışırken de şartlar ve ortam değişir. Sizin yazdıklarınız da artık geçerliliği ve tazeliği kalmamış birer sözcük yığınından öteye gitmez.

Daralta daralta şu ana ve bu eylemime kadar daralttım. Bu yazıyı yazdığım şu an "Bu yazıyı yazarken yeterince özgür müyüm?" diye soruyorum o halde. Cevap net: Hayır. Kesinlikle hayır. Bunu aklımdan önce kalbim söylüyor. Değilim. Yazarken korkuyorum. Acaba insanlar benim hakkımda ne düşünür, acaba rezil mi oluyorum, acaba burnu büyük birisi olarak mı gözüküyorum gibi şeyler eskisi kadar korkutmuyor beni. Bunlardan korkuyorsam da bunlar benim sorunum. Korkularım sırf bunlar olsaydı yazmazdım ve olur biterdi. Benim asıl korktuğum bu yazdıklarımdan dolayı başıma bir şey gelmesi ya da bana bir zararın dokunması. Örneğin şu kuruma işe girerken bu yazdıklarımdan dolayı ya beni işe almazlarsa, ya da şu ülkeden vize isterken ya bana bu yazdıklarımdan dolayı vize vermezlerse gibi şeyler. Evet bunların hepsi günümüzde mümkün. O halde özgür değilim şu an. Ama bu yazıyı özgürleşelim diye yazıyorum. Özgürleşmek için ne yapmalıyız? Özgürleşmek için ilk önce başkalarının özgürlüklerini sınırlandırıyorsak onu kaldırmalıyız. Herkes bu düşünce yapısı içine girerse özgürleşiriz. Hem ülke olarak hem de insanlık olarak özgürleşiriz.

Özgürlük neden önemli? Neden ben şu an özgür olamamaktan dert yanıyorum?

Çünkü hakikat yolcuğuna çıkmış, hakikati arayan, var olduğunun farkında olan ve bu var oluşundaki manayı ve hikmeti düşünen bir beyin mutlaka özgür olmalıdır. Özgürlüğüne gelecek her kısıtlama onun yolu üzerindeki kasisler gibi onu yavaşlatır. Malesef aracın deposundaki benzin sonlu, elbet bitecek. İşte bu körolası kasisler benzin bitmeden menzile ulaşılabilmesini malesef bazen engelliyor. Ömrü bitmeden hakikate ulaşamamışlar yol kenarında heba olup gidiyor.

Kasisler çeşit çeşit. Kimi bir ülkedeki bir diktatör oluyor, kimi toplumun önyargılarının sana bulaşan kısmı oluyor, kimi ise para kazanma kaygısı oluyor. Kasisler çok.

Kasislerle mücadelenin iki yolu var. Birincisi süspansiyon sistemimizi geliştirmek. Yani kasislerin bize olan etkisini en aza indirmek için kendi yapımızda bir takım iyileştirmelere gitmek. Örneğin toplumun önyargılarından sıyrılıp düşünce yapımızda bunlara yer vermemek önyargı kasislerini hızla aşmamızı sağlayabilir. Aynı şekilde mal sevgisinin gereksiz olan kısmını içimizden atarsak ve sadece Allah'a şükredebilmemiz için gerekli olan kısmını içimizde bırakırsak "para kazanma kaygısı" kasislerinden de hızla geçeriz. Kasislere karşı olan birinci mücadele yöntemi, içsel mücadelelerimizle gelişip derinleşir.

Kasislerle mücadelenin ikinci yolu ise kasisleri ortadan kaldırmaktır. Örneğin bir diktatör, ya da antidemokratik bir rejim. Bu türden kasislere bazen süspansiyon sistemi de fayda etmez, bu kasislerin toptan yıkılması gerekir. Ancak bu da kuvvet gerektiren bir iştir, disiplinli ve örgütlü çalışmak gerekir, hep birlikte planlı ve programlı hareket etmek gerekir, lider ve sabır gerekir.

Tüm kasisler kaldırıldığında insanın Hakk'a ve hakikate yürümesi yönünde hiçbir engel kalmaz. Çünkü insan yüce yaratıcı tarafından bu yolda ilerlemeye uygun bir şekilde yaratılmıştır, bu yolun gerektirdiği teçhizata yaratılıştan sahiptir.

İşte özgürlüğe bu çerçeveden bakıldığında özgürlük mücadelesi de Hak ve hakikat mücadelesi olur. Ne mutlu bu mücadele içinde olanlara.. Muvaffakiyet Allah'tan. Bu yolda olmak da güzel..




( Not: Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zaman diliminde basın özgürlüğünü kısıtlamak neyse, bir hocaya kendi ihtisas alanında bir konu üzerinde belirttiği görüşünden dolayı başlatılan linç kampanyası da odur. Bunlar aslında özgürlüğü kısıtlama noktasında aynı şeydir. Özgürlüğü savunacaksan her yerde ve herkes için savunacaksın. Eğer işine gelince savunuyor, işine gelmeyince de başkalarının özgürlüğünü bizzat sen kısıtlıyorsan, o zaman kendine dön ve sor: Sen; Gerçekten özgürlüğü hak ediyor musun? Bu arada şu da yanlış anlaşılmasın, özgürlük herkesin kafasına göre her istediği şeyi yapması değil, yapmak istedikleri meşru ise yapabilmesidir. )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...